RSS
 

One minute Amerika

05 Mar

Kızılderililerin kanları üstüne kurulan ABD, kendi geçmişine bakmaksızın siyasi oyunlar ve Ermeni lobisinin baskısı ile Türkiye’yi soykırımcılıkla suçluyor.

Hadi oradan…

ABD’nin soykırımcı  tarihi bütün açıklığı ile orta yerde dururken Osmanlı’nın son dönemlerinde yapılan tehciri, küresel oyunlarla “soykırım” gibi göstermeye çalışmalarını kabul etmek mümkün değil. Bence, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tarafından kabul edilen 252 nolu tasarı, ABD’nin yüzsüzlüğü olarak kayda geçmiştir. Çünkü Amerika’nın yerlisi olan Kızılderililer ve Afrika’dan köle olarak getirdikleri siyah derililerin kanları üstüne kurulan Amerika bugün de aynı vahşetlerini dünyanın tüm coğrafyalarında devam ettiriyor. Read the rest of this entry »

 

Site yenilenecek, son durumdan dolayı özür dilerim

01 Mar

Site çöktü.

Virüs girmiş, aynen Modern hayatın zihinlerimize girdiği gibi.

İşgale uğradı sitemiz de.

Şimdi sağlam lakin yeniden kurmak gerekiyor.

Bir ara hallederiz, şimdilik bu estetik yoksunu görüntüden dolayı özür dileriz.

Vesselam

 

Başbakan Erdoğan’dan “yılın en iyi ekonomi söyleşisi ödülü”nü aldım

01 Mar

Malum, her basın yayın alanındaki insanda ve az çok şiirle filan ilgisi olan insanda “boru gibi nefis” vardır. Bir ufak nefis hikayesi yapıp, bu farklı durumu duyuruyorum.

TC Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’dan Cumartesi günü bir ödül aldım. Aldım lakin Erdoğan ile alakalı hiçbir fikrim değişmedi. Değişmesi onursuzluk olurdu zaten. Read the rest of this entry »

 
 

Balkan dağlarında kalan o güzel derviş için…

04 Şub

SK1KZWSEzel-Bir-Dervis01Osmanlı’nın geride bırakmak zorunda kaldığı geniş Müslüman kitlelerden birisi de Bulgaristan Müslümanları. Halen Avrupa toplumu içerisindeki en büyük Müslüman azınlık Bulgaristan Müslümanlarıdır.

600 yıla yakın İslam ile yönetilen Bulgar toprakları 100 yıldır Müslümanlara dar ediliyor. Bulgarlar, 600 yıl boyunca dinlerine, dillerine ve kültürlerine karışmayan Osmanlı’nın torunlarını büyük bir vefasızlık örneği göstererek o topraklardan tamamen silmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Read the rest of this entry »

 

Erbakan reddetti, peki kim imzaladı?

26 Oca

Biliyorsunuz, bu aralar iktidar yanlısı gazeteler “EMASYA”yı bolca yazıyorlar. Hani şu Fatih Camii’ne bomba konulma planlarından sonra ortaya çıkan asıl planı….

En son, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’ın ‘darbe planı’na dayanak gösterdiği ‘EMASYA protokolü’ için şok bir itirafta bulunduğunu yazdı “bizimkiler”.

Peki, bu “bizim” yandaş medyamızın günlerdir ısrarla görmedikleri şey nedir?

Malum, EMASYA Protokolünün 2 Temmuz 1997 tarihinde imzalandığı ortaya çıkmıştı.

Bu tarihin önemi nedir? Read the rest of this entry »

 

Dilce susup bedence konuşulan bir çağ

24 Oca
Dilce susup bedence konuşulan bir çağ
Bir mısra bu kadar mı etkiler insanı? Bu kadar mı “derin” olur bir şiir parçacığı Rabbim?
İsmet Özel’in en muhteşem mısralarından bahsediyorum dostlar, Özel bir insandan, en özel mısralarından.  Bu toprakların en deli adamlarından biridir İsmet Özel ve sanırım yaşayan en ukala şahıstır aynı zamanda.
“Amentü”de beni vuran öğle bir mısra var ki, onu anlatmak ne kadar güç. Derya gibi bir mısra;
“Dilce susup bedence konuşulan bir çağ”
Bu ne muhteşem tariftir.
Marka giyinen tuhaf varlıklar, ikoncanlar, türbanlı mankenler,  manken gibi türbanlılar, 20 bin dolarlık çantalar, çoraplara yazılan isimler, yeni trendler, son çıkan ürünler,  Gucci’lere adanan hayatlar, Converse’lerle dolup boşalan kişilikler…
Hemen şuracıkta duran ama şu vakte kadar kimsenin ulaşamadığı bir cümle.
“Dilce susup bedence konuşulan bir çağ”
İsmet ÖZEL’i “Özel” yapan da bu zaten
Değil mi?
Neyse,
Allah iyi ki şairleri yaratıyor.
Arzu edenler AMENTU’nun tamamını aşağıdan okuyabilirler
AMENTÜ
İnsan
eşref-i mahlûkattır, derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklâmların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için kanıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmî mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.
Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar, çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide meselâ.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa her gün
merkep kiralayıp ta kazılan kökleri
Forbes firmasına satan
babamdı.
Budur
İşte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güçbelâ kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilâl haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
İnsanın
gölgesiyle tanımladığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere
Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde
Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:
Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
kokak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak için saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri
meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola.
Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.
Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamayı.
Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkalanmış çocuğa rahîm olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
Ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifirî kokusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi âlemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim
İsmet Özel

Dilce susup bedence konuşulan bir çağ

Bir mısra bu kadar mı etkiler insanı? Bu kadar mı “derin” olur bir şiir parçacığı Rabbim?

İsmet Özel’in en muhteşem mısralarından bahsediyorum dostlar, Özel bir insandan, en özel mısralarından.  Bu toprakların en deli adamlarından biridir İsmet Özel ve sanırım yaşayan en ukala şahıstır aynı zamanda.

“Amentü”de beni vuran öğle bir mısra var ki, onu anlatmak ne kadar güç. Derya gibi bir mısra; Read the rest of this entry »

 

Sadece İpekçi mi öldürüldü ve tek katil Ağca mı?

22 Oca

Kartel medyası günlerdir Mehmet Ali Ağca’nın hapisten çıkması nedeniyle ortalığı ayağa kaldırıyor.

Papa saldırısı nedeniyle yıllarca İtalya’da hapis yatan Ağca, bildiğiniz gibi daha sonra Türkiye’ye teslim edilmiş ve ardından bu defa Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’yi öldürdüğü iddiasıyla cezaevine konulmuştu. Şimdi çıktı ve özellikle kartel medyası nasırına basılmış gibi ayağa kalktı.

Hiç inandırıcı ve samimi değiller. Read the rest of this entry »

 

Gazze’den Diyarbakır’a bir yol gider

17 Oca

DSC06518    222www.haber5.com’daki yazımızı buradan da okuyabilirsiniz;

….

Ümmet’in yaralı şehri Gazze’den bir avuç taş ve kızgın bir yürek getirdim.

Firavunlaşan Ortadoğulu diktatörlere inat, Anadolu’nun selamı ile doğduk Gazze semalarına.  Umudu, aşkı, selamı ve sevgilerimizi götürdük Muhammed Durra’nın ülkesine. Bereket paketi ile sarıp sarmaladığımız sevgilerimizi teslim ettik Reyyan’ın ülkesine. Tekerlekli sandalyesinden elini uzatan gül yüzlü şehit Şeyh Ahmet Yasin’in ellerinden öptük, başımıza koyduk şehitler ülkesinde. Taşladık Yahudi’yi, taşladık Firavun’un askerlerini güzel ülkemizin Gazze şehrinde.

Şimdi; Read the rest of this entry »

 

Ümmetin kalbi Gazze’den başkent İstanbul’a döndük

10 Oca

Hamdolsun…
24 dolu dolu gün…
Şimdi İstanbul’dayız.
Güzergahımız;
İstanbul, Sakarya, Ankara, Adana, Gaziantep, Halep, Şam, Amman, Akabe, Amman, Şam, Lazkiye, El Ariş, Gazze, Kahire ve yeniden İstanbul…
Yani; Türkiye, Suriye, Ürdün, Suriye, Mısır, Filistin, Mısır ve yeniden Türkiye güzerganı…

Gazze sevdası, İsrail tacizi, Mısır savaşı, Kamp ateşi, Nöbet yeri, El Ariş direnişi…
Gecenin bir vakti Gazze sokaklarında HAMAS erleri ile kucaklaşma…
Gecenin ikinci yarısında sokaktan adını, sanını, dilini bilmediğin bir eve ziyaret…
Orası Gazze…

Burası İstanbul ve ben nasipse detaylarına devam edeceğim.
Vesselam

 

Basbakanlik konutundan yaziyorum simdi, Gazze`den

07 Oca

IMG_0369

Ismail Heniye ile birlikteydik az once.

Ve hala Basbakanlik konutundayim, Gazze`de…

Sehit yuzlu lider ile…

20 kusur gundur yollardayiz
Tas ta yedik, Israil tacizine de ugradik
Bazen soguk bazen sicakti
Guzel taraflari apayri lakin sonu muhtesem oldu
Filistin Basbakani Ismail Heniye tarafindan imzali bir Filistin atkisi hediye almak…
Adi da Cesaret Odulu…
bizzat kendi elinden bir hediye…
Budur…